Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!

ÖZBAKIM BECERİLERİ VE TEMEL ALIŞKANLIKLAR

Uzman Klinik Psikolog ZEYNEP FEYİZOĞLU

(Kübra Park Anaokulları)

Alışkanlıklar bireyin yaşadığı doğal ve toplumsal çevreye uyumunu sağlayan davranışlardır. Bir kez kazanıldıktan sonra tekrarlanarak yaşam boyu varlıklarını sürdürebilirler. Bu yüzden başlangıçta iyi ve doğru alışkanlıkların kazandırılmaya çalışılması son derece önemlidir, çünkü bir alışkanlığın bir kez kazanıldıktan sonra düzeltilmesi çok daha güç olabilmektedir.

Alışkanlıkların kazanılmasında, annenin çocuğunun temel gereksinimlerini karşılarken gösterdiği kararlılık, düzen ve duyarlılık oldukça etkilidir.

Uyku, beslenme, tuvalet ve temizlik alışkanlıkları okul öncesi dönemde çocuğa kazandırılacak en temel alışkanlıklardandır. Çocuğun yaşamındaki disiplinin de temelini oluşturan bu alışkanlıklar, çocuğun gelişmesine paralel olarak yeni davranışların kazanılmasına zemin hazırlar.

UYKU

 

 

 

 

 

Tüm alışkanlıkların kazanılmasında esas olan ve bireyin yaşamındaki disiplinin kaynağını oluşturan tutarlılık, iyi uyku alışkanlığının kazanılmasında da en önemli rolü oynar.  Her gece çocuğun ısrarlarına dayanamayarak,  “hadi bir kerelik” diyerek onun uykuya gitmesini geciktiren bir anne babanın düzenli uyku alışkanlığını kazandırma yolundaki çabaları çok kere verimsiz olacaktır. Çünkü çocuk için bir kere bozulan kuralın her zaman bozulması için pek az neden vardır. Bu yüzden anne babanın kararlı tutumunun iyi uyku alışkanlığının kazanılmasında rolü çok büyüktür.

Uyku Düzeninin Oluşturulması: Temel uyku döngüsü doğuştan kazanılmıştır. Biyolojik olarak belirlenmiş olan bu uyku döngüsü, beyin merkezinde sinir hücrelerinden oluşan bir sistem tarafından düzenlenir.

Anne babanın görevi yavaş yavaş, iyi uyku alışkanlıklarının temel taşlarını atarak, çocuğuna ailenin standartlarına uygun uyku düzenini kazandırmaya çalışmak olmalıdır. Çoğu kez küçük bir müdahaleyle uyku alışkanlığı düzene girebilir.

 

Uyku ihtiyaçları gündüz ve gece olmak üzere ikiye ayrılmıştır. Verilerin ortalama olduğu ve bireysel anlamda çocuklarda farklılık gösterebileceği unutulmamalıdır.

YAŞ GÜNDÜZ GECE
1 haftalık 8 saat 8 saat 30dak.
4 haftalık 6 saat 45dak. 8 saat 45dak.
3-4 aylık 5 saat 10 saat
6 aylık 4 saat 10 saat
9 aylık 2 saat 45 dak. 11 saat 15 dak.
1 yaş 2 saat 30 dak. 11 saat 30 dak.
1,5 yaş 2 saat 11 saat 30 dak.
2 yaş 1 saat 15 dak. 11 saat 45 dak.
3 yaş 1 saat 11 saat
4 yaş   11 saat 30 dak.
5 yaş   11 saat
6 yaş   10 saat 45 dak.

 

Uyku Düzeni Nasıl Sağlanır?

Uyku bir bütün olarak değerlendirilmeli, gündüz uykusunun, gece uykusunu etkilediği unutulmamalıdır. Bu nedenle, uyku problemi olan çocukların, gerekirse gündüz uykularını kısaltmak suretiyle gece uykularına ek yapmak yerinde olur.

Uyku düzeninin sağlanmasındaki temel amaç; çocuğa kendi kendine uykuya dalmasını öğretmek ve onu kendi yatağında uyumaya alıştırmaktır. Uykuya geçmesi için gerekli ortam hazırlanmalıdır.

Uyku alışkanlığı iki adımda gerçekleşir. Bunlardan ilki, çocuğun uyanıklıktan uykuya geçişini kolaylaştırmak, ikincisi ise “ uyuma zamanı”nın geldiğinin işaretini vermektir. Bunun için çocuğun yatağa girmeye hazırlanma ve uyumaya ilişkin yarım saatlik rutini öğrenmesi ve buna alışması gerekir.

Alışkanlıklar rutin olmalı ve her günkü uyku saatinde benzerlik göstermelidir. Bu konuda katı olmaktansa tutarlı olmak daha önemlidir.

Çocuğunuzun hayatında, onun uykusunu etkileyecek ve sizin önceden tahmin edebileceğiniz dönemler vardır. Diş çıkarması, hastalık, yeni bir bebeğin doğması, mevsimsel değişiklikler veya rüyalar gibi. Bu etkenler uyku sorununa neden olabilir. Çocuğun yaşadığı sorunlar doğrudan gelişimiyle de ilgili olabilir ve çocuk gelişip yeni deneyimler kazandıkça, bu sorunlar da değişecektir. Çocuğun yaşadığı sorunun arkasındaki gerçek nedeni keşfetmek, davranışını doğru tanımlamamıza, dolayısıyla ona yardım edebilmemize olanak sağlayacaktır.

 

YEMEK YEME   

 

 

 

 

 

İnsanın yaşamını sürdürebilmesi için gerekli olan yeme alışkanlığının kazanılması da zaman zaman önemli bir eğitimsel sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. 

Çocuklar, davranışlarının büyük bir bölümünü anne-babalarının tepkilerini gözlemleyerek öğrenirler.  Yemek yeme alışkanlığının kazandırılmasında izlenmesi gereken strateji şunlar olmalıdır:

  • Yemek, aile bireylerinin tümünün katıldığı keyifli bir sohbet ortamında gerçekleştirilmelidir. Yemek zamanı mümkün olduğu kadar zevkli bir hale getirilmeli, yemek yeme konusu hiçbir zaman güç gösterisine dönüştürülmemelidir. Yemek sohbetlerinde çocukların da katılımını sağlayabilmek için,  yetişkin konularına yer vermemeye özen gösterilmelidir.
  • Çocuğa sınırlı ölçüde seçenek sunulmalıdır. Bir çocuk yemek seçen ve zor beğenen bir tutum içindeyse ve kendine sunulan yemekleri reddediyorsa, onun kabul edebileceği bir yemek türünü yemekte bulundurmalı ve onun seçmesine izin verilmelidir.
  • Çocuk, masada görgü kurallarına uyarak yemek yediğinde ödüllendirilmelidir. Yerinde oturduğu, çatalı bıçağı gerektiği gibi kullandığı ve sakin bir şekilde konuştuğu için övgü, takdir gibi yöntemlerle sosyal olarak ödüllendirilebilir.
  • Öğünlerin süresi ve miktarı sınırlandırılmalıdır. Yemeklerin saatlerce sürmesine izin vermek yerine, çocukla anlaşıp yemeğini bitirmek zorunda olduğunu ve bunu 20-30 dakikada tamamlaması gerektiği söylenmelidir. Bu süre zarfında aile bireylerinin masada kalması sağlanmalıdır. Buna ek olarak, yemeği televizyon karşısında yedirmek ve de yemeğini bitirdiği taktirde alınacak oyuncak gibi rüşvet önerilerinde bulunmaktan kaçınılmalıdır.
  • Yemek yemeyle ilgili baskı yapılmamalıdır. Yemek yemesiyle aşırı ilgilenildiğini gören çocuk, bu durumu kullanabilir. Problemi yok etmenin en doğru yolu, çocuğun yemesiyle ilgili yapılan tüm baskılara son vermektir. “Yemeğini bitir”, demek yerine, yemek faslı bittiğinde (ister boş olsun ister dolu olsun), onun tabağının da kaldırılacağını açıkça belirtmek uygundur. Bu bir ceza değil, aşama aşama karşılık vereceği bir yaşantı şeklidir. Yemeklerin tabağa azar azar koyulması unutulmamalıdır.

TUVALET VE TEMİZLİK

Tuvalet ve temizlik alışkanlıkları, insan sağlığı açısından son derece önemlidir. Bu alışkanlıkların olumlu bir biçimde kazanılması da, çocuğun bu ilk temizlik gereksinimlerinin karşılanması sırasında aldığı izlenimlerle ilgilidir.

Anaokuluna başlama yaşına gelinceye kadar çocukların, tuvalet kontrolü konusunda gün boyunca gerekli ve yeterli bir denetim kurabilecek düzeye ulaşmış olmaları beklenir. Bu dönemde bu kontrolü sağlayamayan bir çocuk, giderek yoğunlaşan bir sosyal baskı altında kalacaktır.

Tuvalet alışkanlığı, belirli bir olgunluk sonucu oluşur. Yeterli zihinsel ve bedensel gelişim olmadan, bu alışkanlık gerçekleşmez. Çocukların bu beceriye ulaşma hızları değişkendir. Çocuklar bireysel farklılık göstermekle beraber 18. aydan itibaren tuvalet eğitimi almaya hazır hale gelirler. 36 aya gelindiğinde, birçok çocuk tuvalet eğitimi alışkanlığı kazanmış durumdadır. Tuvalet eğitimini kazanmış olsa bile bazı çocuklarda ara sıra gündüz ve gece alt ıslatma görülebilir. Çocuk 4 yaşına geldiği halde tuvalet eğitimini tamamlamamış ise bu bir soruna işaret edebilir. Bir uzmana danışılması gereklidir.

Tuvalet eğitiminin yanı sıra, anne-babalar tarafından çoğu zaman bizzat yapılarak öğretilen temizlik uygulamalarının, 2-2,5 yaşından sonra çocuğun kendisi tarafından yapılabilmesi için ortam sağlanması gerekmektedir. Örneğin tuvaletten sonra ve her yemekten önce ellerin yıkanması bir alışkanlık olmalıdır. Temizliğin, sadece görünür kirlenme olduğunda yapılması yeterli değildir. Örneğin uykudan uyanınca yüzün yıkanması, çamaşırların değiştirilmesi, gündelik temizlik uygulamaları da temizlik için gereklidir.

Çocukların yaş dönemi özellikleri takip edilmeli ve kendi kendilerine yapabilecekleri konusunda anne-babaları tarafından cesaretlendirilmelidir. Aşırı baskıcı bir tutum sergilemeden, sakin, sabırlı ama tutarlı bir tutum sergileyerek çocukların bu alışkanlıkları geliştirmelerine destek olunmalı, onlara fırsat sunulmalıdır.

Sağlıklı bir aile ortamında, zorlanmadan, temel ihtiyaçlarının karşılanması için gerekli olan uygun davranışları kazanabilmeyi başaran çocukların, son çocukluk ve gençlik döneminin sorunlarını da daha kolaylıkla çözümleyebildikleri gözlemlenmektedir.

 

 

Kaynaklar:

MEGEP, Çocuk Gelişimi ve Eğitimi – 36-76 Ay Özbakım, Ankara 2007.

OKTAY A, “Yaşamın Sihirli Yılları: Okul Öncesi Dönem” , İstanbul, 2007.

YAVUZER H, “Çocuğu Tanımak Ve Anlamak” , İstanbul, 2003.